Biri yaklaşsa, gözümün içine bakıp nasılsın dese tüm foyam ortaya çıkacak.. Neyse ki kimse yok.

Rüya kahrım, rüya zindan…

Sızmak için en uygun mekanı bulup, sesi açın.. Boş verelim.

cemil koçgün

"tembur (heyder)"

ulurobot:

,

per/dem 

" ayağını sakınarak basma ey sultanım
dökülen mey, kırılan şişe-i rindan olsun..”
dedi nedim.. 

cana bizi ha rakiba sak urur
ha durur zahm-ı tende mukarrir 
dedim men.. 

(ulurobot-deactivated20140919 gönderdi)

Esman - Lê lê Rihê

Sigur Rós

"Fjögur píanó"

16:55


yan masadaki arkadaşa geldi telefon. “ne? nerde?” diye bağırıp beni duymadan fırladı dışarı. ben peşinden.

hava kararmış. tüm gün yağan yağmurdan her yer çamur. yere, çamura uzatmışlar barış’ ı. “ölme!” diye bağırıyorlar. elektriğe tutulmuş. ellerini toprağa gömüyorlar. barış zangır zangır titriyor. bi şok dalgası orada kim varsa herkesi vuruyor.

celal bayar üniversitesi hastahanesi, acil servise gidiyoruz arabayla. yolda ambulans bizi karşılıyor. barış titreyerek ambulansa nakledilirken kalp masajı yapılıyor. barış titriyor.

karanlık. yağmur yağıyor.

hastahaneye ulaşıyoruz. orada soruyorum. ancak orada sorabiliyorum. “hayati tehlikeyi atlattı, gözetimde tutacağız” diyorlar.

18:45

- adın?
- hüseyin
- soyadın?
- ünal
- doğum tarihin? gün, ay, yıl?
- yirmisekiz ağustos, bindokuzyüzseksenaltı
- ağustos hangi ay oluyodu?
- sekizinci.
- görevin nedir senin bu iş yerinde hüseyin?
- şantiye şefleriyim.
- durumu nasıl şimdi?
- hayati tehlikesi yok, gözetim altında tutacaklarmış 72 saat.
- tamam, savcıyı da arayayım ben şimdi.
- peki.
.
.
.
- hüseyin ifadeni oku, buraları imzala abicim.
- tamam. şurayı mı?
- orayı, evet.
- tamam.
- geçmiş olsun tekrar.
- sağolun. iyi akşamlar.

yalnızlığın bu tarafını hiç sevemiyorum zaten. tam o karakolun kapısından çıktığında marşa basıp yanına gidebileceğin kimsen olmuyor. hiç konuşmadan bir saat sürüyosun. odana girip atıyosun kendini yatağa bok çuvalı gibi.

o zaman birini yaratalım.

"sen" diye biri olsa. afaki biri. kafamda kuruyorum bunları. yanına gitsem. şu bok gibi geçen günün üstüne benim kimseyle konuşmak istemediğimi bilsen, susmayı çok sevdiğimi bilsen. ne bileyim ellerinle saçlarımı tarasan. ben şöyle omzuna şu durmadan ağrıyan başımı koysam. bi avucun yüzümde bi avucun avuçlarımda dursun öyle. şakaklarımı öpersin arada bir. insan bu kadar sıradan bi sevgiyi bile özler mi? özledim ben.

barış çamurun içinde titrerken, barış acil servisin kapısından girerken farketmediler gözlerimin buğulandığını. sen farket. sen bil. biri bilsin. her şeyi, her şeyimi tek başıma bilmekten nefret ediyorum. sen bil.

yanına gideceğim bi “sen” olmayınca kopuk uçurtma gibi saatlerce sürdüm eve girmemek için.

00:10

"sen" diye biri olsa. şimdi şu balkonda bi kahve içsek bi sigara yaksak yanına. "çok bunaldın bu ay, üst üste geldi hep. pazar günü bi yerlere kaçalım gidelim. değişiklik olsun, kafan dağılır azıcık" dese. "gidelim" desem.

"sen" diye biri olsa. serinliklerde yüzüne baksam, gözlerine.

başım dönüyor çok.”

*

"Hiç kimseler: hiç kimselerin çocukları, hiçlerin sahipleri. hiç kimseler, hiç kimsesizler, tavşan gibi kaçanlar, yaşarken ölenler.

Olabilecekken olamayanlar.
Dil değil lehçe konuşanlar.
Din değil kör inanç sahibi olanlar.
Sanat değil süs eşyası yaratanlar.
Kültürleri değil forklorları olanlar.
Yüzleri değil kolları olanlar.
Adları değil numaraları olanlar.
Dünya tarihinin sayfalarına değil de yerel gazetenin zabıta sayfasına geçenler.
Canlarını alacak kurşuna bile değmeyen hiç kimseler..”

*

Camekândaki Çocuklar, Ercan Kesal.

“Birilerine söyleyin benim burada olduğumu..”

Bugün bir çocuğu inmek üzere olan fiskenin altından aldım. Elimin kalkışı, çocuğun geri savruluşu, bağırışlar..

"O sırada gökyüzünden bir örs düşse ancak dokuz gün dokuz gece sonra varabilirdi yeryüzüne.."

*

Gönderen hanesine Mukadder Türkyılmaz yazıp, hiç olmayan sürprizi sürpriz yapan Hemiş’ten. Bir de mektup kağıdını kayık yapıp koymuş heybeye deli…

NIGHTNIGHT by DEDDY